Organ naklinde embriyona gerek
bırakmayan yeni yöntem
Japon araştırmacılar, her türlü kişisel dokuların
oluşturulmasının mümkün olduğunu gösterdi.
Kişiselleştirilmiş kök hücrelerin yaratılması yönündeki
son gelişmelerin, etik sorunları da aşabileceği
belirtilmekte.
Söz konusu yöntem klonlamaya, yumurta bağışına, ya da
embriyonlara zarar verilmesine gerek bırakmadan her
türde kişisel dokuların oluşturulmasına olanak tanıyor.
Kök hücre teknolojisinde fareler üzerinde
gerçekleştirilen gelişmelerin insanlar için de geçerli
olması durumunda bu alana ket vuran etik tartışmaların
da son bulacağına inanılıyor.
Kyoto Üniversitesi’nden Shinya Yamanaka ve Kazutoshi
Takahashi fareleri embriyon hücrelerinde bulunan ancak
erişkinlerde olmayan dört iletici kimyasala maruz
tutarak bu canlıların deri hücrelerinden embriyonik kök
hücre işlevini gören hücreler (ESC’ler) elde ettiler.
Araştırmacılar fare embriyonlarındaki farklılaştırılmış
hücrelerden de ESC’ler üretmeyi başarsalar da,
embriyonlarla ilgili etik tartışmalara son vermesi
açısından, deri hücrelerinden elde edilen hücreler çok
daha önemli bir yer tutuyor.
Nasıl yapıldı?
Etik açıdan sorunsuz, kişiselleştirilmiş bir sağaltım
yöntemi kök hücre araştırmalarında çoktandır düşlenen
bir durumu gerçeğe dönüştürebilir. Bu yöntemle elde
edilecek yedek dokular organ bağışında yaşanan açığı bir
çırpıda giderebilir.
Bu dokular genetik açıdan alıcınınkiyle özdeş
olacağından, hastalar kendilerine bağışlanan organların
aktarılmasından sonra yaşamları boyunca bağışıklık
sistemini dengede tutacak ilaçlar alma külfetinden
kurtulabilirler.
Yamanaka ile Takahashi, deri hücrelerinden embriyonik
kök hücreler elde etmek için önce farelerin ESC’lerinde
bir hayli etkin olup, erişkinlerde etkin olmayan 24
genin izini sürdüler.
Ardından bu genlerden oluşan bileşimleri virüslerdeki
deri hücrelerine aktardılar. Bu aşamada kimi deri
hücrelerinin görünürde ESC’lere dönüştüklerine, bu
süreçte özellikle de Oct3/4, Sox2, Myc ve Klf4 adıyla
bilinen dört genin can alıcı bir rol oynadığına tanık
oldular.
İnsan hücreleri
Söz konusu dört gen deri hücrelerinin gelişim sürecini
yeniden devinime geçiren kimyasal unsurların meydana
gelmesinde etkili oluyor. Sonuçta ortaya çıkan ESC
benzeri hücrelere ikna edilmiş çok-işlevli, ya da
pluripotent hücreler (iPC’ler) adı veriliyor.
Yamanaka ve Takahashi bu hücreleri bağışıklık
sisteminden yoksun farelere aktarmak suretiyle
hücrelerin bedendeki herhangi bir dokuya
dönüşebileceğini kanıtladılar.
Burada asıl sorun bu dört kimyasalın erişkin insan
hücrelerinde de aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı.
Londra University College uzmanlarından Chris Mason
yöntemin insanlar için de geçerli olması durumunda,
böylesine bir süreçle gerçek bir sağaltımın
gerektireceği sayıda hücre elde etmenin son derece basit
olacağına dikkat çekiyor.
Önemli bir adım
Öte yandan, Yamanaka elde ettikleri bulguların doğrudan
erişkinlerin hücrelerinden pluripotent hücrelerin elde
edilmesine olanak tanıması açısından çok önemli bir adım
olduğuna parmak basarak,"İnsan embriyonik hücreleri
Parkinson gibi bir yığın hastalığın sağaltımında
kullanılabilir," diyor.
Hastanın hücrelerine gen yüklerken virüslerden
yararlanmanın beraberinde geireceği bir başka önemli
sorun daha var:
Acaba virüs bu hücrelerin içinde bir hastaya
aktarıldığında da herhangi bir zararlı etki yaratmayacak
mı?
Dahası, c-Myc geninin üretimi kanserin gelişmesiyle
ilintili olduğundan, bizzat Yamanaka aktarılan
hücrelerin yoldan çıkarak kansere yol açabileceği
konusunda uyarıda bulunuyor.
New Scientist, 7 Ekim tarihli sayıdaki haberde şu
noktaya dikkat çekiliyor: Ne var ki, tümden ele
alındığında, kök hücre araştırmacıları elde edilen
bulguların son derece ümit verici olduğu görüşünde
birleşiyorlar. |