Giriş Yap
Burayı Sık Kullan!
Reklam
 

Süper Menü

Anasayfa
Canlı Sohbet
Animasyonlar
ASCII Resimler
Astroloji
Rüya Tabirleri
Burçlar
Cep Temaları
Cep Duvarkağıtları
Cep Programları
Cinsellik
Eğlence
Gazeteler
Gerçek Sesler
Gezi Tatil Rehberi
İlginç Yazılar
İlginç Bilgiler
İlginç Siteler
Hazır Tasarımlar
Şarkı Sözleri
Kim Kimdir?
Komik Sesler (amr) Komik Videolar
Magazin Aktüel
Msn Messenger
Motosikletler
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Sağlık
Sevgi Aşk
Sohbet
Gül Resimleri
Şiirler
Sohbet Odaları!!
Uydu Frekansları

Sohbet Yap

Chat Odaları
Diyet
Chat Sayfaları
Sesli Chat
Chat Siteleri
Chat Kanallari

Sevgi Aşk

Güzel Mesajlar
Hazır Mesajlar
Sevgililer günü mesajları
Anlamlı Sözler
Kurban Bayramı Mesajları
Arkadaş Mesajı
Kadın Sözleri
Seni Seviyorum
Sevgililer günü mesajları
14 şubat mesajları
Sevgi Üzerine
Aşk Nedir?
Sevgi Sözcükleri
İçimizdeki Programlar
Çapkınlar İçin
Erkek Severse
Güzel Sözler
 

Nick seçin

 

 

 
dunyaburda.com'te iyi eğlenceler..


Kim Kimdir?
Mevlâna (1207-1273)

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

 

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

Hz. Mevlâna


Google Adsense

 

Bayanlara Özel

Yemek Tarifleri /
Kahve Falı 
Tarot Falı 
Bebek İsimleri
Kalori Cetveli
Diyet Listesi /
Estetik-Güzellik-Moda
Pratik Bilgiler
Mutfak Sözlüğü
 

Müzik Mp3 Sözler

İlahiler
Dua Dualar
Türkü Hikayeleri - Sözleri
 

Kim Kimdir?

Mustafa Kemal Atatürk
İbn-i Sina
Mevlana
Evliya Çelebi
Mehmet Akif Ersoy
Piri Reis
Nasreddin Hoca
Yunus Emre
Necip Fazıl Kısakürek
 

Önemli Sayfalar

Bilinmeyen Numaralar
Sayısal Loto Sonuçları
Milli Piyango Sonuçları
Bağ-kur İşlemleri
Taşıt Vergi Borçları
Vergi Borcu Hesaplama
Ssk Hizmet Dökümü
DGS  Bilgi ve Son Sonuçları
KPSS Bilgi ve Son Sonuçları
M.E.B
Hukuk ve Adalet
Emniyet Müdürlüğü
Siyasi Partiler
Konsolosluklar
Bakanlıklar
Üniversiteler 

Güncel Programlar

Msn Messenger
Winamp Surround
Türkçe Mirc
Ares Lite Edition
Flashget
WinZip Beta 10
 Norton Antivirus 2005

 

 


 

[ dunyaburda.com v2.0 ]

Her hakkı Gizlidir. 2005

[  €       C        €  ]