|
Bu bilgiden sonra şu soruları sormak kaçınılmazdır:
Kanın pıhtılaşma gibi bir özelliği olduğunu sivrisinek nereden bilmektedir?
Kestiği dokunun canlı olduğunu, bu işlemin kurbanına acı vereceğini
nasıl öğrenmiş ve bu probleme karşı uyuşturma tekniği geliştirmiştir?
Ameliyat öncesinde lokal anestezi yapmak insanın tıp bilimi yardımıyla
geliştirdiği bir tekniktir. Sivrisinek bu ilme nasıl sahip olmuştur?
Bu sıvıların laboratuvar şartlarında bile sentezlenmesi son derece
güçken, sivrisinek bu sıvıya nasıl sahip olmuştur?
Uyuşturan ve kanın pıhtılaşmasını engelleyen sıvının, deriyi parçalayacak
ve bu sıvılara en çok ihtiyacı olacak olan kesici bıçakların içinde
bulunması yalnızca bir tesadüf müdür?
1 cm'lik bir canlının 0.1 cm. uzunluğunda, yaklaşık 0.01 cm. çapındaki
borusunun içinde oldukça üstün bir mekanizmanın yerleştirilmiş olması
nasıl açıklanabilir?
Kuşkusuz cevap ortadadır: Sivrisineğin insan vücudundaki kanın kimyasal
bileşimi hakkında bilgi sahibi olması ve sonra da bu bilgiyi değerlendirerek
kendi bedeninde çözümler geliştirmesi sözkonusu olamaz. Açıktır ki,
sivrisinekteki salgı ve bu salgıyı insandaki kan damarına enjekte
eden sistem, hem insan bedeninin yapısını hem de sivrisineğin anatomisini
en ince ayrıntısına kadar bilen ve bunlara hakim olan tek bir yaratıcının
yaratmasıyla varolmuştur.
Kuran, Allah'ın "alemlerin Rabbi" olduğunu bildirir. "Alem"
çoğul bir kelimedir ve farklı dünyalar, farklı boyutlar ya da farklı
düzen ve sistemler gibi anlamlara gelir. "Rab" kelimesi
ise, eğiten, yetiştiren, düzenleyen, hüküm koyan, sahip olan gibi
anlamlar taşır. Sivrisineğin insan bedeninde gerçekleştirdiği inanılması
zor "operasyon" da, kendi içinde küçük bir alemdir. Bizim
ayrıntılarının farkında olmadığımız, bilim yoluyla yeni yeni keşfettiğimiz
bu alemdeki üstün "dizayn"ın sahibi, yani bu alemin "Rabbi"
ise Allah'tır. Her canlıya farklı rızıklar verdiği gibi, sivrisineğe
de insan kanını vermiştir ve dahası bunu ona çok görkemli bir "dizayn
gösterisi" ile vermektedir. Bu küçücük hayvana bile kolaylıkla
mağlup olan insana düşen görev ise, Allah'ın farklı alemlerde yarattığı
delilleri görmeye çalışmak, O'nu hakkıyla takdir etmektir. Bir ayet,
insanları bu konu üzerinde düşünmeye şöyle çağırır:
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi
onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi
bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar.
Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar.
İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir
edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac, 73-74)
Üstün
Uçuş Tekniği
Sivrisinek kanatlarını saniyede yaklaşık 500 defa
çırpar. Bu yüzden kanatların sesi insan tarafından bir vızıltı olarak
algılanır. İnsana imkansız gibi gelen bu rakam çok hassas ölçümler
sonucunda elde edilmiştir ve gerçekten de şaşılacak bir rakamdır.
Bir örnek konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı
olabilir. Eğer insanın kolları bir makineye bağlanarak saniyede 500
kere açılıp kapanmaya zorlansa, sonuç oldukça dramatik olur. Kolun
omuza bağlandığı eklem parçalanır, bağlantılar yanar, kolu tutan bütün
lifler kopar, ve kol tamamen sakat kalır. Eğer hareket bir saniyeden
daha uzun bir süre yaptırılırsa, kol omuzdan çıkar ve kopar. İnsan
için imkansız olan bu hareket, doğduğu günden itibaren sivrisineğin
günlük yaşamının bir parçasıdır.
Elbette bu mucizevi olay, sivrisineğin yaratılıştan
sahip olduğu çeşitli destekleyici sistemler sayesinde gerçekleşir.
Öncelikle, kanatları çırpan kasların ve bağlantılarının
son derece güçlü ve dayanıklı olmaları gerekir.
Bir ikinci koşul ise bu kaslara enerji sağlanmasıdır.
Bilindiği gibi hücreler, enerjiyi oksijen kullanarak sentezlerler.
Oksijen kullanım kapasitesinin yükselmesiyle orantılı olarak dayanıklılık
artar.
İnsan vücudunda oksijen akciğerden kana karışır ve
kan yoluyla hücrelere ulaştırılır. Koşan bir insanın yorulmasının
nedeni, zamanla hücrelere gerekli oksijenin ulaştırılamamasıdır. Yorulmanın
bir başka sebebi, kas hücrelerinde laktik asidin ortaya çıkmasıdır.
Bu asit hücrelerden atılmazsa yorgunluk hissine neden olur.
Bu durum sivrisinekler için oldukça farklıdır. Büyüklüğü
kendi vücudunun büyüklüğüne yakın olan kanatlarını saniyede 500 defa
çırpabilmek için, sivrisineğin çok fazla oksijene ihtiyacı vardır.
İşte bu yüzden sivrisineğin solunum sistemi tam da
bu ihtiyacı karşılayacak şekilde yaratılmıştır. Solunum sistemi hemen
hemen her hücreye ulaşan özel bir solunum borusundan oluşur. Bu boru
doğrudan dışardaki havaya bağlı olduğundan, hücreler oksijen alışverişini
aracı bir madde olmaksızın yaparlar. Artık maddeler de bu borular
sayesinde hücrelerden atmosfere verilirler. İşte bu yüzden, sivrisinek
bir dakika içinde binlerce defa kanat çırpar ve hiç yorulmaz.
Sivrisineğin kanatlarını bu kadar hızlı çırpabilmesi,
ona uçuş için birçok avantaj kazandırır. Dikey durumda aşağı yukarı
uçabilir, kolaylıkla ileri geri hareket eder. Sivrisinek, helikopter
ve uçaktan çok daha üstün uçuş özelliklerine sahip kusursuz bir makine
gibidir.
Bir uçağın veya helikopterin uçabilmesi için, özel
olarak rafine edilmiş yakıtlar kullanılır. Oldukça pahalı olan bu
yakıtlar, her uçuş öncesinde tekrar doldurulur. Oysa sivrisinek bütün
enerjisini yediği bitki özlerinden alır. Uçaklar ve helikopterler
her uçuş öncesinde bakımdan geçirilir, motor parçaları sürekli yenilenir.
Sivrisinek ise bütün ömrü boyunca, sırtındaki kasların gücü sayesinde
uçar ve hiçbir problemle karşılaşmaz.
Günümüz hava taşıtları ancak son yüzyılda geliştirilebilmiştir.
Yıllar süren araştırmaların ve uzun çalışmaların sonucunda bugünkü
özelliklerini kazanmışlardır. Kullanılan bilgi birikimi ise, yüzyılların
bilgi birikimidir. Gelişmenin her aşamasında insan aklının düşünce
ve tasarım gücü kullanılmıştır. Ancak teknoloji ne kadar ilerlemiş
olursa olsun, insanoğlu doğadaki uçuş teknolojisinin çok gerisindedir.
Mevcut hiçbir teknoloji, sivrisineğin boyutlarında ve onun uçuş özelliklerinde
bir makine yapamaz.
Unutulmaması gereken, burada makinelerle karşılaştırdığımız
varlığın 10 milimetre büyüklüğünde bir canlı olduğu ve bu canlının
da milyonlarca küçük canlının (hücreler) biraraya gelmesiyle oluştuğudur.
Dolaşım, boşaltım ve sinir sistemleri, her an atan bir kalbi, görebilen
bir gözü, algılama sistemleri, protein sentezi yapan milyonlarca hücresiyle
sivrisinek, uçak ya da helikopterden çok daha karmaşık bir birleşimdir.
İnsanlar bir uçağın ya da helikopterin nasıl meydana
geldiği sorusuna, usta mühendisler ve gelişmiş fabrikalar tarafından
yapıldığını söyleyerek cevap verirler. Bu araçların, metallerin tesadüfi
birleşmeleri sonucunda oluştuklarını iddia etmenin bir deli saçması
olduğunu da gayet iyi bilirler. Ancak aynı insanların bir kısmı, bu
iki araçtan da üstün olduğu tartışma götürmeyen sivrisineğin, "evrim
sürecinde meydana gelen tesadüfler" tarafından, yani hiç bir
planlayıcı olmadan varolduğunu iddia edebilmektedirler. Çünkü bir
planlayıcı olduğunu, yani Allah'ın varlığını kabul etmek, onlara "ideolojik"
nedenler ya da kendi çıkarlarından kaynaklanan bir takım şartlanmalar
nedeniyle zor gelmektedir.
Böyle yapmakla sadece kendilerini aldatmış olurlar.
Sivrisinek yoktan varolan, bir bataklıklığın içinde veya bir su birikintisinde,
birçok mucizevi aşamadan sonra dünyaya gelen bir böcektir. Teknoloji
hangi aşamaya gelirse gelsin, bir canlıyı yoktan varedemez. Tek bir
sinek bile yaratamaz. Çünkü yaratmak yalnızca alemlerin Rabbine mahsus
bir özelliktir. Ve yaratılan her varlık da O'nun varlığının bir delilidir.
Kuran'da verilen "sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız-hepsi
bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar"
(Hac, 73) hükmü, inkarcılar için sonsuza kadar geçerlidir ve onların
ne denli büyük bir çelişki ve aldanış içinde olduklarını sonsuza kadar
ilan edecektir.
SONUÇ
Dünya literatüründe, sivrisinek hakkında yazılmış
birçok kitap, yapılmış sayısız araştırma vardır. Ancak bu kitabın
amacı, bu çalışmalardan çok daha farklıdır. Amaç sivrisineğin çiftleşmesi,
yumurtlaması, beslenmesi hakkında genel bilgi aktarmak değildir.
Amaç, bu konu vesilesiyle insanın hayatındaki en
önemli gerçeği hatırlamasını sağlamaktır.
Amaç, insana, kendisinin gerçek sahibini, yani Alemlerin
Rabbi'ni ve O'na karşı olan sorumluluklarını hatırlatmaktır.
Bu kitap ve içinde anlatılan sivrisinekle ilgili
mucizevi olaylar, sizin için belki de sandığınızdan çok daha önemlidir.
Çünkü bunları kendi varlığının delilleri olarak yaratan Allah, insana
bazı sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumlulukları yerine getirmek
de -bunun farkında olsa da olmasa da- yeryüzünde insan için en önemli
konudur.
Kitapta açıkladığımız bazı mucizeler, kısaca hatırlanırsa,
sıradan bir canlı gibi gözüken sivrisineğin, insanlara gösterilmiş
ne kadar büyük bir yaratılış delili olduğu bir kez daha anlaşılır:
-Yumurtlama zamanı gelen anne sivrisineğin, karnındaki
ısı ve nem reseptörü sayesinde en uygun bölgeyi tespit etmesi..
-Yumurtalarını suya bırakan sivrisineklerin, ilerde
yavrularının karşılaşacağı problemleri düşünerek çeşitli tedbirler
almaları..
-Yumurtaların olumsuz şartlarda _zamanları geldiği
halde_ çatlamadan uygun koşulların oluşmasını beklemeleri..
-Yumurtaların kendi kendilerini kamufle etme yetenekleri..
-Anne sivrisineğin yumurtalardan bir sal yaparak,
yumurtaların kaybolmasını ve suya batmasını engellemesi..
-Yumurtaların birleştirildiklerinde bir sal oluşturacak
en uygun yapıya sahip olmaları, altlarında bir hava boşluğu bulunması..
-Sıtma sivrisineklerinin yumurtalarının üzerinde
bulunan, yumurtaların suya batmalarını engelleyen cansimdine benzer
yapılar..
-Marangoz sivrisineğin, bitki köklerini keserek yumurtalarına
en uygun ortamı hazırlaması..
-Dünyaya yeni gelen bazı larva cinslerinin, bitkilerin
köklerinde oksijen bulunduğunu bilip, kökleri keserek bu oksijene
ulaşmaları..
-Larvaların beslenebilmesi için suyu akıntı yaratarak
süzmesini sağlayan, ağız etrafındaki özel dizayn edilmiş fırçalar..
-Larvanın kendisine uygun bir ev yapması ve ihtiyacı
olan bütün malzemenin doğuştan ona verilmiş olması..
-Akıntılı sularda yaşayan larvaların kuyruklarında
bulunan ve bir yerlere tutunarak akıntıya kapılmamalarını sağlayan
kancalar.
-Başaşağı suyun içinde duran larvanın, suyun üzerine
uzanan ve nefes alabilmesini sağlayan-dalgıçların kullandıkları şnorkellere
benzeyen- hava borusu..
-Borunun içinde bulunan ve borudan içeri su kaçmasını
engelleyen, özel izolasyon maddesi..
-Güneş altında günlerce kalan ve şeffaf bir deriye
sahip olan larvaların, güneşten kavrulmalarını engelleyen özel ürik
asit kalkanı..
-Pupa dönemine geçişte, larvanın derisini kırmasına
yarayan ve bu aşamadan sonra kaybolan özel organ..
-Pupanın son değişim aşamasında, su yüzeyinde bulunan
baş tarafından çatlaması _başka bir noktadan çatlarsa kozanın içi
ıslanır_.
-Kozanın baş tarafının yine özel bir maddeyle yalıtılmış
olması..
-Sivrisineğin suyun içindeki pupadan, vücudunu ve
kanatlarını suya hiç temas ettirmeden çıkması..
-Suyun içinde yaşayan bir canlıyken, buradan kusursuz
bir uçuş makinesi olarak çıkması..
-Erkek sivrisineğin, dişisini, kanat çırpma frekansından
tanıması..
-Sivrisineğin avını ısırmak için kullandığı, altı
parçadan oluşan kesme, delme ve emme mekanizması..
-Açtığı yarayı uyuşturması, böylece kurbanına farkettirmeden
kan emebilmesi..
-Açtığı yaraya, kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir
sıvı dökerek, kan emme işlemini devam ettirebilmesi..
-Avının yerini saptamada, ısı, nem, karbondioksit
ve kimyasal maddelere duyarlı sistemler kullanması..
Bir santimetrelik sivrisinek, ne mutasyon, ne tesadüfler
ne de doğal seçilim mekanizmalarıyla varlığı açıklanamayan birçok
mucizevi özelliği içinde barındırır. İşte bu yüzden;
Eğer Allah'ın emrettiği hayatı yaşamaya çalışıyorsanız,
bu kitap O'na yakınlaşmanız için bir vesile olabilir. Eğer Allah'ın
Kuran'da emrettiği hayatı yaşamıyorsanız, Allah'ın varlığının farkına
varıp, bu yönde çaba harcamanıza vesile olabilir. Ama eğer hiçbir
şekilde Kuran'ı yaşamayı düşünmüyor veya sudan mazeretlerle bunu yapmayı
erteliyorsanız, Allah'ın sivrisinekten bahsettiği ayetin son cümlesindeki
hüküm çok açıktır ve sizin için yazılmıştır:
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün
olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman
edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler;
inkâr edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler.
(Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir.
Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara, 26)
Tüm bu işlem üzerinde biraz durup düşünmek ise, bizi çok önemli
bazı sonuçlara ulaştırır.
Sivrisinek ihtiyacı olan kana ulaşabilmek için yalnızca üstün algılama
sistemleri, kesme ve emme mekanizmalarıyla değil, kimyasal bir bilgiyle
de donatılmıştır. Çünkü sivrisinek, yukarda belirtildiği gibi, kanın
pıhtılaşmasını engelleyen bir salgı kullanmaktadır. Hem de hiç tanımadığı,
bilmediği bir vücudun savunma sisteminde yeralan bir enzime karşı.
Dahası bu salgı, sivrisineğin bir cerrah gibi kestiği canlı dokuları
uyuşturma özelliğine sahiptir.
|