Küçük kayalık penguenleri, karaya çıkmayı cesurca ama zor olan bir
yoldan seçerler. Büyük dalgalı ve kayalık deniz kenarlarından kıyıya
çıkarlar. Yüksek uçurumlardaki sarp yokuşları tırmanırlar. Her bir
dalga geri çekildiğinde bir düzine penguen de dalgalarla yıkanan kayalara
kuvvetli gagaları ve uzun, sivri pençeleri ile tutunur, ardından dar,
sağa-sola sallanan, sert kenarlı kanatları ile yukarı doğru çıkmaya
çabalarlar. Birkaçı bir sonraki dalga gelip de kayaya çarparak çoğunu
tekrar denize süpürmeden önce uçuruma tırmanabilir. Hiçbir insan bu
hırçın denizde birkaç dakikadan fazla sağ kalamaz ya da bu dik yokuşu
tırmanamaz. Ancak penguenler bunu düzenli olarak yapmaktadırlar.
International Wild Life, May-June, 1998, s.45-46
QUETZAL
Quetzallar Orta Amerika'nın yağmur ormanlarının en gösterişli kuşlarıdır.
Bu kuşu bu kadar gösterişli kılan şüphesiz yaklaşık 1 m.'yi bulan
parlak yeşil renkli kuyruğudur. Bu kuyruk özellikle erkeğin dişiyi
etkilmesi için kullanılmaktadır. Bunlar yuvalarını yerden 1 m. ila
100 m. arasındaki yüksekliklerde ölü ağaçların herhangi bir yerine
yapabilmektedirler. Yuva çok büyük olmadığından eğer aileye bir yavru
katılmışsa yuvada sadece yavru kuş kalır ve ebeveyn kuşlar yuvanın
dışından yavruyu beslerler.
National Geographic, June 1998, s.41
FİL
Bitkisel maddeler hayvanlar için sindirimi güç besinlerdir. Sadece
midedeki sindirim özsularının varlığı bu besinlerin parçalanması yani
sindirilmesi için yeterli değildir. Bu nedenle bitki yiyenlerin midelerinde
besinleri parçalayacak bakteriler bulunur. Büyük miktarda dal ve odunsu
maddeler yiyen fillerin de özel sindirim sorunları vardır. Fillerin
öğütücü dişleri ağzın gerisindedir. Bu dişler besini büyük bir güçle
ezerler ama bu, odunsu maddelerin sindirimi için yeterli değildir.
Bir insanın yediği yemek, bedenindeki bütün işlemlerden yaklaşık 24
saatte geçer. Oysa filde bu işlem iki buçuk gün sürer ve bu zamanın
çoğu, midedeki sindirim özsularının besini sindirmeye çalışmasıyla
geçer.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.172
KARTAL
Kartalların hem yerden havalanıp uçabilecek kadar hafif olmaları,
hem de avlarını yakaladıklarında rahatlıkla taşıyabilecek kadar güçlü
olmaları gerekir. Bir kel kartalın 7000'den fazla tüyü vardır, fakat
hepsini biraraya koyduğunuzda bütün tüylerinin ağırlığı yaklaşık 500
gram tutar. Ayrıca vücutlarının daha hafif olabilmesi için, kemiklerinin
içi de boştur. Bu kemiklerin birçok yerinde havadan başka birşey yoktur.
Bir kel kartalın tüm iskeletinin ağırlığı 272 gramdan sadece biraz
fazladır.
ZooBooks, April 1993, Vol.10, N.7
GEKO
Geko, sıcak iklimli bölgelerde yaşayan bir tür kertenkeledir. En önemli
özelliği dümdüz zeminlere bile rahatlıkla tırmanabilmesidir. Gekolar,
ayak parmaklarının emme özelliği sayesinde cam üzerine bile kolayca
tırmanabilir. Ayrıca her parmaklarında gizli bir tırnakları vardır.
Üzeri pürüzlü yerlere geldiği zaman kedi gibi bu tırnaklarını çıkartır
ve yürüyüşüne devam eder.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:254, Ocak 1989, s.41
HIRSIZ YENGEÇLER
Hırsız yengeçler kendilerine yiyecek bulmak için ağaçlara tırmanırlar.
Öyle ki, palmiye ağacının gövdesinin 15 metre yüksekliğindeki tepelerine
dahi hindistan cevizi alıp yemek için tırmanabilirler. Tepeye eriştiklerindeyse,
iri kıskaçlarıyla hindistan cevizlerini keserler. Hırsız yengeçlerin
kıskaçları o kadar kuvvetlidir ki, bir metal parçasını bile kolaylıkla
bükebilirler.
ZooBooks, Animal Wonders, Ocak 1998, Vol.15, N.4
KUŞLAR
Kuşların kuyruklarının yan tarafında -özellikle de deniz kuşlarında-
salgı salgılayan bir tür bez bulunur. Bu salgı, derilerinin üzerinde
su geçirmez bir katman oluşturur. Kuşlardaki karakteristik kokunun
sebebi de bu salgıdır.
The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.136
DENİZ KIRLANGICI
Bir tür deniz kırlangıcının dişisi yuva yapmaz. Bunun yerine krem
rengi, kahverengi benekli, hafif küre şeklindeki yumurtasını, parmak
kalınlığından biraz daha kalın ve eğimli bir dal üzerine uygun bir
şekilde yerleştirir. Dişi kuluçkadan büyük bir dikkatle kalkar ve
yerine gelen erkek kuş yine büyük bir özen göstererek kuluçkaya yatar.
Dalın üstünde duran yuva, yumurtadan çıkan yavru kuş için de çok risklidir.
Fakat yavru kuş, tehlikeye karşı hazırlıklı olarak dünyaya gelir.
Büyük, uzun parmaklı ayakları sayesinde doğduğu dala tutunarak kendini
düşmekten koruyabilir. Kavrayışı o kadar güçlüdür ki, ani bir rüzgar
yavruyu sendeletse bile dalda düşmeden aşağıya doğru asılı kalabilir
ve kanatlarını hızlı hızlı çırparak kendini doğrultur.
International Wild Life, March-April, 1998, s.46
KİRAZ KUŞU
Yapılan yuvalar bazen sadece dişileri çekmek için kullanılır ve o
zaman sadece bir iletişim aracını temsil eder. Mesela Kirazkuşunun
erkeği yere iki paralel sıra oluşturacak şekilde dalları saplar, sonra
da girişi ince çırpılarla örtüp parlak ve renkli şeylerle (çiçekler,
tüyler, inciler, düğmeler...) süsler. Beşikkuşu ise yuvasının içini
meyve tanelerini duvarlara sürterek boyar. Bu yuvalar sadece karşı
cinsin ilgisini çekmek için kullanılır, hiçbir zaman yumurta barındırmaz.
Larousse, Tematik Ansiklopedi, 4. Cilt, s.143
DEMİRCİ KURBAĞA
Amfibiyen ebeveynler arasında en iyi yuva kuruculardan biri de, küçük
Güney Afrika demirci kurbağası'dır. Yuva, erkek tarafından göl kıyısında
inşa edilir. Erkek kurbağa suyun içine doğru ilerler ve çamurda bir
delik açana kadar daire şeklinde döner. Burnunu kürek gibi kullanarak
çamuru çukurun kenarlarına iter. Sonra elleriyle yerin içine doğru,
çamura hafifçe dokunur. Çalışması tamamlandığında bir su havuzu etrafında
sağlam bir çamur duvarı inşa etmiş olur. Erkek demirci kurbağası bu
havuzda oturur ve bir dişinin ilgisini çekene kadar buradan çiftleşme
çağrısında bulunur. Dişiler bu yuvaya yumurtalarını yerleştirirler.
Yumurtaları erkek döller ve her ikisi de yumurtalar çatlayana kadar
onları gözlerler. Yumurtalardan çıkan iribaşlar duvarla çevrili, balıklardan
ve gölün diğer bölümlerindeki böcek düşmanlardan korunmuş olan bu
havuzlarda güvenlik içinde yüzerler.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.16
KUTUP AYISI
Kutup ayılarının derilerinin altındaki 10 cm'lik yağ tabakası ısı
yalıtımı sağlar. Böylece buzlu sularda saatte 10-11 km. hızla, 2000
km. uzağa kadar yüzerek gidebilirler. Bununla birlikte beyaz kutup
ayılarının koku alma duyuları öylesine keskindir ki 1.5 m. kalınlığındaki
kar tabakasının altında saklanan bir fok balığının kokusunu bile rahatça
algılıyabilirler.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:211, Haziran 1985, s.25
Hayvanların yaptıkları yuvalar aynı zamanda düşmanlara karşı da çok
güvenli bir mekan oluştururlar. Bir termit yuvasının duvarlarının
kalınlığı ve sağlamlığı bunun delilidir. Cassin dokumacı kuşlarının
yuvalarının girişi, ağaç yılanlarından korunacak şekilde aşağı doğru
sarkan uzun bir borunun ucundadır. Rhytidoculus structor türü örümceğin
yuvası daha da ilginçtir. Bu örümceğin yeraltında yaptığı yuvasının
girişi, menteşeli bir sistemle açılıp kapanabilen birçok bölmeye ayrılmış
durumdadır. Eğer av peşinde bir yabanarısı yuvadan içeri dalarsa,
örümcek onu ölünceye kadar söz konusu bölmelerden birinin içine hapsedebilir.
Deniz iguanaları, bedenlerini uygun bir sıcaklıkta tutmak zorundadırlar.
Güneş ışınlarının yüzlerine ve doğrudan göğüslerine gelebileceği şekilde
sürekli olarak güneşe dönük dururlar. Su geçirmez derilerinde ter
bezleri bulunmadığı için terleyerek serinleyemezler. Bu yüzden bir
gölgeye ya da kayaların çatlağına gizlenerek serinlerler. Ayrıca iguanalar
soğuk suda uzun süre kalamazlar. Birkaç dakika içinde bedenlerindeki
sıcaklık 10 santigrat dereceye kadar iner. Bu nedenle hemen karaya
dönerek bedenlerini ısıtmak zorundadırlar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.108
İPEK BÖCEĞİ
İpek böcekleri çiftleştikten sonra her biri iğne ucu büyüklüğünde
olan 500 tane yumurta bırakırlar. Yumurtladıktan iki-üç gün sonra
da ölürler. Yumurtadan çıkan tırtıllar dut yapraklarını yiyerek gece-gündüz
demeden 20-30 gün kadar beslenirler. Bu süre içinde tırtılların tükettikleri
yaprakların ağırlığı vücut ağırlıklarını kat kat aşar. Tırtıl dört
kez deri değiştirdikten sonra olgunlaşır. Artık koza örmeye hazırdır.
Kozasının içinde olgunluğa erişen güve, kahverengi bir enzim yayarak
kozanın yumuşamasını sağlar. Koza iyice yumuşadıktan sonra en yumuşak
yerinden kozayı iterek dışarı çıkar. Tırtıl artık bir ipek böceğidir.
Bundan sonraki yaşamında havayla temas ettiğinde anında kuruyan ve
bir ipe benzeyen ama aslında çok büyük bir protein molekülü olan ipeği
üretecektir.
National Geographic, January 1984, s.24
KIYI KIRLANGICI
Bazı kuşlar da yuvalarını yerin altında gizlerler. Kıyı kırlangıçları
nehir veya sahil şeridi boyunca, dik toprak setlerinin yanlarında
uzun tüneller kazarlar. Bu tüneller yukarı doğru eğimlidir, bu sayede
yağmur yüzünden yuvalarını selin basması engellenmiş olur. Her tünelin
sonunda çim ve tüyle kaplanmış küçük bir odacık vardır. Kıyı kırlangıçları
geniş koloniler halinde yuva kurarlar ve aynı kıyıya seneler sonra
yeniden dönerler.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.13
KARINCA
Yön bulabilmek için pusulaya, bir de haritaya ihtiyaç vardır. Harita
insana nerede olduğunu, pusulaysa nereye gideceğini gösterir. Tunus'un
Akdeniz kıyısındaki Mahore's yakınlarında yaşayan siyah çöl karıncası,
sabah güneşinin yükselmesiyle 70 dereceye kadar yükselen çöl kumunun
sıcağında, yuvasından ısıya kendisi kadar dayanıklı olmayan başka
böceklerin ölülerini aramak için çıkar. Bu uzun bacaklı çöl yaratığı
istediğinde saniyede 1 m. yol katedebilir. Çöl karıncası yuvasından
başlayarak 200 metre uzağa kadar varabilen bir alanda sık sık durarak
ve olduğu yerde dönerek dolambaçlı bir yol izler. Ama bu zikzakların
bütün karmaşıklığına rağmen, yiyeceğini bulduğunda, hemen yuvasına
doğru düz bir çizgi izleyerek yola koyulur. Çöl gibi bir arazide yön
belirlemeye yarayan işaretlerin azlığı düşünüldüğünde, karıncanın
başardığı işin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Araştırmalar, karıncaların
gökyüzünü bir pusula gibi kullandığını ve görme duyularının özellikle
güneşin polarize ışığına duyarlı olduğunu göstermiştir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs 1995, Sayı: 330, s.69
PABUÇ GAGALI LEYLEK
Pabuç gagalı leyleklerin tahta ayakkabıya benzeyen gagaları vardır.
Tuhaf bir görünümü olan bu gagaların yapısı yiyecek yakalamak için
çok uygundur. Leylekler gagalarını kullanarak buldukları kurbağaları
kürekle çıkarır gibi yakalarlar.
Bitkileri sindirmenin en karmaşık yollarından biri de antilop, geyik,
manda, koyun ve inek gibi hayvanlar tarafından uygulanır. Geviş getiren
bu canlılar, otlakta otu ön dişleriyle kesip ağızlarına alırlar ve
çiğnemeden hızla yutarlar. Dört bölümden oluşan midelerindeki besinler
midenin bir bölümü olan ve içinde bakteriler bulunan işkembeye gider.
Orada birkaç saat kalıp çalkalanarak lapa şekline getirilir. Sonunda
hayvan lapayı tekrar ağzına getirir ve arka dişleriyle iyice ezerek
çiğner. Geviş getirme denilen bu olay, hayvan otlaktan ayrılıp güvenli
bir yerde dinlenirken de olabilir. Böylece lapa ikinci kez çiğnenip
midenin diğer bölümüne gider.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.172
YAYIN BALIĞI
Yayın balığı yumurtalarını genelde sığ sulardaki bitkilerin köklerine
ve kamışlara yakın bir yerlere bırakır. Yumurtalar yapışkandır ve
köklere yapışır. Dişi yayın balığı, yumurtalarını bıraktıktan sonra
gider. Erkek balıksa orada kalıp bekçilik yapar. Küçük balıklar yumurtalara
saldırdığında bazen erkek yayın balığı solungaçları sayesinde bir
homurdanma sesi çıkararak onları kovalar. Yavrular tamamen büyüyene
kadar 40-50 gün boyunca onları korumaya devam eder.
Guy Murchie, The Seven Mysteries of Life, s.12
DUVARCI EŞEK ARISI
Duvarcı eşek arıları yuvalarını kilden yaparlar. Çalışma biçimleri
kağıttan yuvalar yapan eşek arılarına çok benzer. Yalnız yaşayan duvarcı
eşek arısı, kilden minik çömlekler yaparak bunları dallara yapıştırır.
Daha sonra minik kil kürelerini üstüste yapıştırarak, şişeyi andıran
dar boyunlu içi boş bir çömlek yapar. Bu çömleğin içine de besin depoladıktan
sonra yumurtlar. Gerektiğinde midesinde depo ettiği suyu kil üzerine
püskürterek yuvasını nemlendirir. Yumurtalar eşek arılarının yumurtlarken
salgıladıkları bir iplikle birbirine bağlıdırlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Temmuz 1998, Sayı:260, s.59