Yakalı kolibri (Coeligena torguatua), çiçek tozlarıyla beslenen bir
kuş türüdür, ama diğer kuşlardan farklı bir özelliğe sahiptir. Çoğu
kuş gibi gagasını çiçeğin içine sokarak yiyecek toplamaz. Çiçek tozu
toplarken özel bir yapısı olan dilini kullanır. Dilinin ortası, iç
içe girmiş iki V harfi biçiminde baştan sona oyukludur. Uzun dilini
çiçeğin içine soktuğunda, çiçek tozları toplanır ve dil, ağız içine
çekilirken hiçbir yere sürtünmediği için, toplanan besinde kayıp olmaz.
Bilim ve Teknik, Sayı 309, s.634
VİRGİNİA GEYİĞİ
Bazı hayvanlar görsel sinyaller kullanırlar. Bir Virginia geyiği ilk
tehlike işaretinde kuyruğunu yukarı doğru hafifçe vurur. Kuyruğunun
alt tarafı tamamen beyazdır. Bu parça hayvanın tüm vücudu üzerindeki
tek beyaz parçadır. Bu beyaz kısmın görünmesi sürüdeki bütün geyikleri
aniden uyarır.
Russel Freedman, How Animals Defend Their Young? s.29
SİBİRYA SEMENDERİ
Sibirya semenderleri (Hynobias Keyserlingii), donmuş toprakların metrelerce
derinliklerinde yıllarca kaldıktan sonra buzları çözülür ve normal
yaşama dönerler. Bu canlıların -500C sıcaklıkta bile yaşayabildikleri
saptanmıştır. Sibirya semenderlerinin tek problemleri ani donmadır.
Bu canlıların soğuğa alışmak ve antifiriz maddelerini üretmek için
zamana ihtiyaçları vardır. "Antifriz maddeleri" semenderin kanındaki
hücrelerde bulunan suyun yerine geçerek, dokuların keskin buz kristallerinden
zarar görmesini önler. Bazı hayvanlar bu işlemleri yaparken donmamak
için glikoz kullanırlar. Sibirya semenderinin bu mekanizmasının nasıl
işlediği ise tam olarak bilinmemektedir.
New Scientist, Cilt 139, s.15
DOĞAN
Yüksek hızlarda uçan kuşların özel kanat yapıları vardır. Havada uçan
en "hızlı" kuş olan doğanlar, avlarına doğru hız aldıklarında, -ki
bu genellikle başka bir kuş olur- öncelikle kanatlarını çırparak hızlarını
arttırırlar ve sonra alçalmalarının son aşamasında kanatlarını arkaya
doğru iterler. Bu süpersonik jetlerin görüntüsünü andırır ve böylece
saatte 320 km.'nin üstünde bir hıza ulaşırlar.
David Attenborough, The Life of Birds, s.57
KEMİK
DİLLİ BALIK
Kemik dilli balık (Scleropages Leich Hardtii), Yeni Gine'de yaşar.
Erkek balık, yumurtaları ağzında taşır. Bu durumda olması beklenen
balığın sindirim salgılarının harekete geçmesi ve yumurtaların balık
tarafından yenerek sindirilmesidir. Oysa böyle olmaz. Erkek balığın
ağzında gelişimlerini tamamlayan yavrular yumurtadan çıktıkça suya
atlar ve yeni hayatlarına başlarlar. Bu durum milyonlarca yıldan bu
yana devam etmektedir. İştahı kesen, sindirimi temin eden ve salgıları
durduran böyle bir düzenin nasıl çalıştığı henüz bilinmemektedir.
Bilim ve Teknik, Sayı 307, s.461
KARİDES
Okyanus dibinde bulunan denizaltı vadilerinin içerisinde, okyanus
tabanından fışkıran aşırı sıcak su kaynakları bulunur. Bu kaynakların
çevresinde yaşayan bazı karides türleri, sıcak suyun yakınlarında
yaşayan bakterileri yiyerek beslenirler. Birkaç santim boyundaki karideslerin
arka kısımlarında, solungaç vazifesi gören iki odacık vardır. Bu iki
odacığın arasındaki bölümün diğer hayvanların gözünde bulunan bir
tür kimyasal maddeyi taşıdığı anlaşılmıştır. Karides vücudunun bu
kısmıyla gerçek anlamda göremez; ama bu organ, bir tür "ışık algılayıcısı"
olarak görev yapar.
National Geographic, Ekim 1992, s.105-109
SU ÖRÜMCEĞİ
Su örümceği bütün ömrünü su içinde geçirir. Su içinde yaşar, avlanır
ve ürer. Buna rağmen bir su canlısı değildir. Yani sudaki oksijeni
balıklar gibi alıp kullanamaz. Suda yaşayabilmek için çok ilginç bir
yönteme başvurur. Örümceğin su dışına çıktıktan sonra tekrar ani suya
dalışlarında irili ufaklı hava kabarcıkları ayaklarına ve vücudunun
çeşitli yerlerine asılı kalır. En çok hava kabarcığı da karnının altında
kalır ki örümcek bunu su altında "hava çanı" olarak milyonlarca yıldan
beri kullanmaktadır. Bu çan havayla dolduktan sonra böcek haftalarca
su yüzeyine çıkmaz ve bu çanda depoladığı hava sayesinde su altında
yaşar.
National Geographic, Mayıs 1972, s.694
KALLIMA MACHUS
Kallima ınachus isimli kelebek türü, üzerine konmaya alışkın olduğu
ağacın yaprağının biçimini aynen alabilir. Ön ve arka kanatlarının
şekli, yaprağın genel biçimini verecek bir yapıya sahiptir. İki kanadın,
birbirleriyle uyum sağlayarak, gölgeli bir çizgi biçiminde yaprağın
merkezi damarını oluşturmaları da son derece ilginçtir. Ayrıca arka
kanatlarda familyanın başka hiçbir türünde bulunmayan ve yaprağın
sapı izlenimini veren küçük bir uzantı bile vardır. Kelebeğin üzerinde
ağacın yaprakları üzerinde serpilmiş durumdaki "küf" lekelerinin benzerleri
de bulunur. Daha da ilginç olanıysa kanatların üzerinin yapraktakine
benzer sedefimsi küçük gözeneklerle kaplanmış olmasıdır.
Bilim ve Teknik, Sayı 257, s.11
SIÇRAYAN ÖRÜMCEK
Avlanmak ve çiftleşmek için, sıçrayan bir örümceğin sahip olduğu en
önemli yetenek; harika görme kapasitesidir. Hayvan sekiz gözüyle tüm
çevresini görebilir, kendi büyüklüğünün "yirmi katı" uzaklıktaki detayları
ayırt edebilir. Yan gözler harekete karşı duyarlı olup, insandakine
benzer bir çevresel görüş sağlar. Örümcek, hareketli bir cisim algıladığında,
ona doğru döner ve ön orta gözlerini cismin üzerine kilitler. Bu büyük
gözlerdeki iç tüpler, bireysel ya da toplu olarak hareket ederek kısa
sürede tarama yapabilirler.
National Geographic, Eylül 1991, s.43-63
GOLYAN BALIĞI
Golyan balığı, kışın ırmaklara karışan sıcak su kaynaklarının oluşturduğu
çöl adacıklarında yaşar. Ayrıca bu balık farklı tuzluluk oranlarına
ve su sıcaklıklarına da dayanıklıdır. Golyan balığı dayanma sınırını
çevre koşullarına göre değiştirebildiği için, hem sıcak hem de soğuk
suda yaşayabilmektedir. Ancak 420C ve yukarısı onun için öldürücüdür.
Su sıcaklığındaki en ufak bir artışı bile algılayabildiği için tehlikeli
bölgeleri terkedip, daha serin sulara kaçar. Vücudundaki "sodyum iyonu
konsantrasyonunu" ayarlayabilen Golyan balıkları için, ister tatlı
ister tuzlu olsun her türlü su mekan olabilmektedir.
Görsel Bilim ve Teknik Ans., Cilt 8, s.2612
ANTİLOP
Bazı hayvanlar keskin bir homurtu ile tehlike sinyali verirler. Bazıları
ise, örneğin Afrika antilopları sessiz bir sinyale sahiptirler. Bu
hayvanlar otlarlarken sürekli hırıltı çıkarırlar. Yırtıcı bir hayvan
yaklaştığında antiloplar hırıldanmayı keserler. Ani sessizlik, sürüyü
herhangi bir hırıltı kadar etkili bir şekilde uyarır, özellikle de
gecenin sessizliğinde.
Russel Freedman, How Animals Defend Their Young? s.29
BALIKLAR
Kutuplardaki buzlu sularda yaşayan balıkların neden donmadığını hiç
merak ettiniz mi? Bu balıklar, derilerindeki buz kristallerinin sıcaklığını
-20C'ye düşüren bir proteini üreten gene sahiptirler. Bu protein buz
kristallerindeki oksijen moleküllerine bağlanarak genleşmelerini engeller.
Yani canlının donmasını önler.
Bilim ve Teknik, Mart 1993, s.235
KILLLI TIRTIL
Bazı soğukkanlı canlılar, vücut sıvılarının donma noktalarının altındaki
sıcaklıklara dahi dayanabilmektedirler. Örneğin Kıllı tırtıllar yılın
10 ayını -500C'de kaskatı "donmuş" bir halde geçirebilmektedirler.
Bazı kurbağa türleriyse, vücutlarındaki sıvının yarısından fazlası
donmuş halde iken bile haftalarca canlı kalabilmektedirler. Bu canlılar
donmuş halde iken hiç solumazlar ve kalp sesi de duyulmaz.
New Scientist, 26 Eylül 1992
BUKALEMUN
Bukalemunlar çok ağır hareket eden, ağaçlarda ve çalılar üzerinde
yaşayan hayvanlardır. Derilerinde renk maddesi denilen "kromatoforlar"
bulunur. Bu sayede bulundukları ortama renk uyumu sağlayarak düşmanlarından
korunurlar. Bukalemunlarda sempatik sinir sisteminin salgısı ile pigmentlerin
dağılması ve toplanması sağlanarak renk değişimi meydana gelir. Böylece
çok ağır hareket eden bu hayvan bulunduğu ortamda fark edilmeden güvenli
bir şekilde yaşamını sürdürebilir.
Bilim ve Teknik, Sayı 295, s.44
KUĞU
Kuğuların ağırlığı bir başka memeli ile kıyaslandığında oldukça hafiftir.
Aynı boyutlarda bir buldog köpeği, kuğudan "4 kat" daha ağırdır. Kuşların
hafif olmasının çeşitli sebepleri vardır. İçi boş kemikleri iç kirişlerle
desteklenmiştir. Kuyruk yerine kabarık tüyleri vardır ve dişlerle
kaplı çene yerine gagaları vardır. Vücutlarının çok önemli bir kısmı
havayla doludur. Bu hava birçok kuşta bulunan 9 hava kesesinde saklanır.
Bunlar sadece ağırlık azaltma niteliği taşımazlar. Uçuş sırasında
kuşlar çok fazla enerji harcarlar ve bu nedenle çok yoğun oksijen
kaynağına ihtiyaçları vardır. İşte bu hava keseleri kuşun solunum
sisteminde de önemli rol oynar. Bu sayede kuğu, aynı büyüklükteki
bir memelinin nefes alışı sırasında aldığı oksijenden çok daha fazla
oksijen alır.
David Attenborough, The Life of Birds, s.41
ALBATROS
Albatroslar açık denizlerde yaşarlar. Kanatlarını rüzgara karşı tamamen
açarak havada durmak albatrosun uçması için yeterlidir. Kuş bunu kanatlarını
olabildiğince geniş açarak gerçekleştirir ve bu esnada kuşun kanatlarının
genişliği "3.5 m.'ye" ulaşır ki bu, kuşlar arasında en geniş kanat
uzunluğudur. Albatrosların kanat kemiklerinde kanatlarını açık pozisyonda
tutmaya yarayan bir çeşit kilit sistemi vardır. Böylece günlerce,
haftalarca hatta aylarca minimum seviyede enerji kullanarak hiç durmadan
uçabilirler. Albatros yukarıya doğru yükselen dalgaları ve rüzgarı
kullanarak, onların yönünde ilerler ve rüzgarın içinden zigzaglar
çizerek bir dalganın tepesinden diğerine geçer. Bu şekilde albatros
tek bir kanat bile çırpmadan saatlerce su üstünde uçabilir.
David Attenborough, The Life of Birds, s.55
SOM BALIĞI
Som balıkları, nehirde yumurtalarından çıktıktan sonra denizlere açılıp
binlerce kilometre yol alırlar ve sonra büyük bir kararlılıkla doğdukları
ırmağa yönelirler. Som balığının doğduğu nehirden gelen "kokular"
açık denizdeki balığa kadar ulaşarak onun akıntıya karşı yüzüp geri
dönmesini sağlar. Bu kokular nehrin toprak ve bitkilerinden kaynaklanır.
Nitekim aynı kokular balıkçılar tarafından som balıklarını belirli
bir yere çekmek için de kullanılabilir.