|
Uçmadan bahsedildiğinde aklımıza çoğu zaman kuşlar gelir. Oysa yeryüzünde
uçan canlılar sadece kuşlar değildir. Birçok böcek türü kuşlarınkinden
de üstün uçuş becerilerine sahiptir. Kral kelebeği Kuzey Amerika'dan
Orta Amerika'nın içlerine kadar uçabilir. Sinekler ve yusufçuklar ise
havada asılı durabilirler.
Evrimciler böceklerin 300 milyon yıl önce uçmaya başladıklarını iddia
eder. Buna karşın uçmaya başlayan ilk böceğin nasıl kanatlandığı, nasıl
havalandığı, havada nasıl kaldığı gibi temel sorulara verdikleri hiçbir
tutarlı cevap yoktur.
Evrimciler, sadece gövdedeki bazı deri tabakalarının evrim geçirerek
kanada dönüşmüş olabileceğini öne sürerler. Söz konusu iddianın cılızlığını
bildiklerinden olsa gerek, bunu doğrulayabilecek fosil örneklerinin
yetersiz olduğunu belirtmeyi de ihmal etmezler.
Oysa sinek kanatlarındaki kusursuz tasarım, her türlü "tesadüf"
iddiasını geçersiz bırakmaktadır. İngiliz biyolog Wootton Robin, "Sinek
Kanatlarının Mekanik Tasarımı" başlıklı bir makalede şöyle yazar:
"Sinek kanatlarının işleyişini öğrendikçe, sahip oldukları tasarımın
ne denli hassas ve kusursuz olduğunu daha iyi anlıyoruz... Son derece
elastik özelliklere sahip parçalar, havanın en iyi biçimde kullanılabilmesi
için, gerekli kuvvetler karşısında gerekli esnekliği gösterecek biçimde
hassasiyetle bir araya getirilmişlerdir. Sinek kanatlarıyla boy ölçüşebilecek
teknolojik bir yapı yok gibidir."
Öte yandan, sineklerin hayali evrimine delil oluşturabilecek tek bir
fosil bile yoktur. Ünlü Fransız zoolog Pierre Paul Grassé "böceklerin
kökeni konusunda tam bir karanlık içindeyiz" derken bunu itiraf
eder. Şimdi evrimcileri karanlık içinde bırakan bu canlıların bazı ilginç
örneklerini birlikte inceleyelim.
Helikopterin
İlham Kaynağı Yusufçuk
Yusufçuklar kanatlarını kendi üzerlerine
katlayamaz. Ayrıca uçma kaslarının kanatları hareket ettirme şekli diğer
böceklerinkinden farklıdır. Sırf bu özellikleri nedeniyle evrimciler
yusufçukların "ilkel böcekler" olduğunu iddia ederler.
Oysa
"ilkel böcek" denen yusufçukların uçuş sistemi bir tasarım
harikasıdır. Dünyanın önde gelen helikopter üreticisi Skorsky, son modelinin
tasarımını yusufçuğu örnek alarak gerçekleştirmiştir. Bu projede Skorsky'e
yardım eden IBM firması, yusufçuğun resmini bir bilgisayara (IBM 3081)
yükleyerek çalışmaya başlamıştır. Bilgisayarda, yusufçuğun havadaki
manevraları da göz önüne alınarak 2000 adet özel çizim gerçekleştirilmiştir.
Çalışma sonunda yusufçuktan alınan örneklerle Skorsky''in asker ve mühimmat
taşımak için ürettiği yeni modeli ortaya çıkmıştır.
Doğa fotoğrafçısı Gillian Martin ise yusufçukları
incelemek amacıyla 2 yıl süren bir çalışma yürütmüştür. Bu çalışma sonunda
elde edilen bilgiler, bu canlıların son derece kompleks bir uçuş sistemine
sahip olduklarını göstermektedir.
|
|
Tıklayın... |
Yusufçuğun vücudu, metalle kaplanmış izlenimi veren halkalı bir yapıya
sahiptir. Buz mavisinden bordoya kadar çeşitli renklerdeki gövdenin
üzerinde çaprazlama yerleşmiş iki çift kanat bulunur. Bu yapı sayesinde,
yusufçuk çok iyi bir manevra yeteneğine sahiptir. Uçuşu hangi hızda
ve hangi yönde olursa olsun, aniden durup ters yönde uçmaya başlayabilir.
Veya havada sabit durup avına saldırmak için uygun bir pozisyon bekleyebilir.
Bu durumda iken olduğu yerde kıvrak bir dönüş yaparak avına yönelebilir.
Çok kısa bir zamanda, böcekler için şaşırtıcı sayılabilecek bir hıza;
saatte 40 km'ye ulaşır (Olimpiyatlarda 100 m. koşan atletlerin hızı
saatte 39 km kadardır).
Bu hızla avına çarpar. Çarpmanın şoku çok şiddetlidir. Ama yusufçuğun
zırhı hem çok sağlam hem de çok esnektir. Zırhın esnek yapısı çarpmadan
doğan enerjiyi emerek böceği rahatlatır. Ama aynı şeyi avı için söylemek
mümkün değildir. Yusufçuğun avı, çarpmanın yarattığı şok ile ya tamamen
sersemler ya da ölür.
Çarpışma sonrasında ise yusufçuğun en etkili silahları olan arka
bacakları devreye girer. Uçuş sırasında arkaya doğru kıvrık olan bacaklar,
hızla öne açılarak sersemlemiş olan avı havada yakalar. Artık sıra
çelikten farksız olan alt çeneye gelmiştir. Av kısa sürede parçalanarak
yenir .
Çok yüksek hızlarda uçarken ani manevralar yapabilen yusufçuğun görme
yeteneği de kusursuzdur. Yusufçuk gözü, dünyanın en iyi böcek gözü
olarak kabul edilir. Her birinde 30.000 kadar ayrı mercek bulunan
bir çift göze sahiptir. İki yarım küreye benzeyen ve başının yarısı
kadar yer kaplayan gözler, böceğe çok geniş bir görüş sahası sağlar.
Yusufçuk gözleri sayesinde neredeyse arkasında olup bitenleri bile
gözleyebilir.
Görüldüğü gibi yusufçuk her biri tek tek mükemmel yapıya sahip bir
sistemler bütünüdür. Bu sistemlerin herhangi birindeki küçük bir eksiklik,
diğer sistemlerin işe yaramamasına yol açacaktır. Ama sistemlerin
hepsi kusursuzca yaratılmıştır ve bu sayede canlı yaşamını sürdürür.
Yusufçuğun
Kanatları
Yusufçuğu yusufçuk yapan en önemli özelliği kanatlarıdır. Kanatların
kullanılmasına imkan tanıyan uçuş mekanizmasının kademeli evrim modeli
ile açıklanması ise mümkün değildir. Her şeyden önce kanat kavramı evrim
için bir çıkmazdır. Çünkü kanatlar sadece bütünüyle gelişmiş oldukları
takdirde iş görür.
Bir an için herhangi bir dış etken nedeniyle, karadaki bir böceğin
genlerinde bir değişim (mutasyon) yaşandığını ve gövdedeki bazı deri
tabakalarında belirsiz bir değişim olduğunu varsalım. Bunun üzerine
yeni mutasyonlar eklenerek 'tesadüfen' bir kanat oluşmuş olabileceğini
öngörmek tamamen akıl dışıdır. Çünkü gövdede meydana gelecek mutasyonlar,
böceğe çalışır bir kanat kazandırmadığı gibi karadaki hareket kapasitesini
de iyice azaltacaktır. Çünkü böcek henüz uçmasına yaramayan, ama kendine
ağırlık yapan bu yapıları taşımak zorundadır. Bu ise, bu böceği diğer
hem cinslerine göre daha dezavantajlı kılacaktır. Evrim teorisinin temeli
olan doğal seleksiyon mantığına göre, bu sakat canlının ve onun neslinin
elenip yok olması gerekir.
Kaldı ki mutasyonlar çok nadir görünen değişikliklerdir. Dahası canlılara
her zaman zarar verir, çoğu zaman ölümcül sakatlıklara yol açar. Dolayısıyla
başlangıçtaki böceklerin gövdesindeki oluşumların, küçük küçük mutasyonlarla
yusufçuğun uçuş mekanizmasına dönüşmesi, her yönden imkansızdır. Tüm
bunların ardından şu soruyu soralım: Tüm imkansızlıklara rağmen evrimcilerin
senaryosu gerçekleşmiş olsa dahi, bu senaryoyu doğrulayacak olan "ilkel
yusufçuk" fosilleri neden bir türlü bulunamamaktadır?
|
|
| Yukarıdaki resim yusufçuğun
uçuş sırasındaki kanat hareketlerini gösteriyor. Ön kanatlar
kırmızı noktalarla işaretlenmiştir. Dikkat edilirse, ön
kanatlarıyla arka kanatlar farklı bir zamanlama ile hareket
etmektedir. Bu, böceğe üstün bir uçuş yeteneği kazandırır.
Bu kanatların hareketi ise, birbirleriyle uyum içinde çalışan
özel kaslarla sağlanmaktadır. |
|
Elimizdeki en eski yusufçuk fosilleri ile bugün yaşayan örnekleri
arasında hiçbir fark yoktur. Bu en eski fosillerden önce yaşamış hiçbir
"yarım yusufçuk", "kanatları yeni yeni beliren yusufçuk"
kalıntısı yoktur.
Bu canlılar da, diğer türler gibi, bir anda ortaya çıkmış ve bugüne
kadar değişmeden gelmişlerdir. Yani, Allah tarafından yaratılmış ve
hiçbir "evrim" geçirmemişlerdir.
 |
|
250 Milyon yıllık yusufçuk
ve fosili
|
Böceklerin iskeletleri kitin adlı bir dizi eklemli sert tabakadan
meydana gelmektedir. Bu tabakalar dış iskelet yapısını oluşturacak kadar
sağlam nitelikte yaratılmıştır. Aynı zamanda uçma kaslarının etkisiyle
esneyebilme özelliğine de sahiptir. Kanatlar ise hem öne-arkaya hem
de yukarı-aşağı hareket edebilir. Kanatların bu hareketi, kendilerini
gövdeye bağlayan karmaşık bir eklem yapısı sayesinde gerçekleşir. Yusufçuğun
sırtında biri önde diğeri arkada olmak üzere iki çift kanat vardır.
Kanatlar karşıt zamanlı olarak çalışır. Yani öndeki iki kanat yükselirken,
arkadaki iki kanat alçalır. Kanatların hareketi iki karşıt kas grubunun
hareketi ile sağlanır. Kasların bir ucu gövdenin içinde kaldıraç şeklindeki
uzantılara bağlıdır. Bir kas grubu kasılarak bir çift kanadın yükselmesini
sağlarken, öteki kas grubu da aynı oranda esneyerek ikinci çiftin alçalmasını
sağlar. Helikopterler de aynı yöntemle alçalıp yükselir. Bu nedenle
yusufçukların diğer bir adı da helikopter böceğidir.
|